Prof. Dr. Alper DEMİRBAŞ ''ORGAN NAKLİ HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER''

22.01.2019 11:00:38

ORGAN NAKLİ HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

'Organ nakli günah mı?', 'bağışçının günahları organla birlikte bana geçer mi?', 'ya vücudum organı kabul etmezse', 'tek böbrekle yaşamak mümkün değildir', 'beyin ölümü gerçekleştiğinde ölmüş oluyor muyum?', 'organ nakli ameliyatı çok risklidir' derken... Türkiye'de yaklaşık 30 bin hastanın organ nakli beklediği biliniyor. Prof. Dr. Alper Demirbaş, organ nakli ile ilgili merak edilenleri anlattı ve önemli bir veri paylaştı :Tek bir kişi organlarını bağışlayarak tam 9 kişinin hayatını kurtarabilir.

Bağışlanan bir organ, bir insanın yaşamını kurtarabilirken, sevenleriyle birlikte onlarca insanın hayatını değiştiriyor. Organ naklinin ne kadar önemli olduğunu bilen Fransa, Belçika gibi ülkelerde, vatandaşlar doğdukları andan itibaren 'organ bağışçısı' oluyor. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş "Türkiye'de organ nakli bekleyen hastası olan aileler bile organlarını bağışlamaktan çekiniyor. Onların bile kafasında soru işaretleri var." diyerek organ bağışı konusunda farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çekti.

Böbrek ve karaciğer nakli ile ilgili sorularımızı yönelttiğimiz Prof. Dr. Alper Demirbaş, Türkiye'deki nakil oranlarından nakilden sonraki organ reddi ile ilgili araştırmalara, karaciğer naklinin öneminden donör olma koşullarına kadar birçok konuda aydınlatıcı bilgiler verdi.

KADAVRADAN BAĞIŞ ARTMALI

Türkiye'deki sorun, kadavradan yani beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden olan organ bağışının azlığıdır. Bu oranı artırmak için son 15 yıldır çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Kadavradan organ bağışı oranı, 1 milyon nüfus başına gerçekleşen organ bağışı sayısı ile hesaplanır. Yapılan çalışmalar sayesinde, Türkiye'de 10 sene önce bu oran milyon nüfus başına 2-2,5 iken şimdi 6'yı geçti (Avrupa ülkelerinde ve ABD'de ise 25 civarındadır).

ORGAN NAKLİ BEKLEYENLERİN AİLELERİ BİLE ORGANLARINI BAĞIŞLAMAYA ÇEKİNİYOR

Kadavradan organ bağışı oranı niye düşük? Bunun biraz sosyo-kültürel bir nedeni olduğunu düşünüyorum açıkcası. Çünkü dünyada da batıdan doğuya gidildikce kadavradan bağış oranları düşer. Örneğin Japonya'da ve Kore'de kadavradan bağış oranı yok denecek kadar azdır. Sağlık Bakanlığı kadavra bağışının artması için çok ciddi çalışmalar yapıyor. Ama ilginç bir veri paylaşayım: Ailesinde kronik böbrek hastası ya da karaciğer nakli için gelen siroz hastası olan ailelere 'siz organ bağışı yaptınız mı?' diye sorduğumda, onların arasında bile organlarını bağışlamış olanların oranı yüzde 5'i geçmiyor. Bu enteresan bir durum gerçekten.

DÜNYANIN EN DEĞERLİ ŞEYİNİ BAĞIŞLIYORLAR

Türkiye'de 75 tane organ nakli merkezi var ve bunların sayıları giderek artıyor. Fakat organ nakli safra kesesi ameliyatı ya da baypas ameliyatı gibi bir ameliyat değildir. Organ nakli bir prosedürdür. Hastanın organ nakline hazırlanması, canlı vericinin organ nakline hazırlanması, ameliyatın yapılması, ameliyat sonrasında bu hastanın ve vericinin takip edilmesi. Bu bir süreç ve bunun içinde birçok mesleki grup yer alıyor. Bir merkezde organ nakli yapılıyor olması demek o merkezdeki organ naklinin çok iyi yapıldığı anlamına gelmez. Kişisel bir tecrübeden önce kurumsal bir tecrübe gerektiren bir iştir. Tıbbın belki de en multidisipliner alanından biridir. Hastalar merkez araştırırken 'bu merkezde ne kadar nakil yapıldı ve şimdiye kadar bu nakillerdeki başarı oranı nedir?' diye araştırmalı. Çünkü bize başvuranlar birer insan ve bağışlanan şey de başka bir yerde bulunmayan ve üretilmeyen bir insan organıdır. Dünyanın en değerli şeyi ve bunun en optimal şekilde kullanılması lazım çünkü sizin bir hayat kurtarmanız gerekiyor.

ORGAN REDDİ KONUSUNDA ARAŞTIRMALAR ARTTI

Organ reddi özellikle böbrek naklinde belirli oranlarda karşılaşabileceğimiz bir durum. Ama bunu en aza indirmek lazım. Bu konu ile ilgili dünyanın 87 merkezinin içinde olduğu büyük bir çalışma başlatıldı. Değişik ilaç protokolleri, karışımlar, onların dozları, kan seviyeleri ölçülüyor ve bütün bunların en uygununun hangisinin olduğu araştırılıyor ve bu konuda araştırmalar sürekli olarak devam ediyor. Şu anda organ naklinde yapılan çalışmaların önemli bir kısmı, organ reddini minimale indirmek ve immunosupressif (vücut bağııklık sistemini baskılayan) ilaçlar geliştirmek amacıyla yapılıyor.

NEDEN DİYALİZ DEĞİL DE BÖBREK NAKLİ ?

Çünkü böbrek nakli yapılan hastalar diyalize giren hastalara göre beş kat daha uzun yaşarlar. Böbrek hastalarının ve ailelerinin bunu çok iyi bilmesi lazım. Bugün diyalize başlayan her 100 hastanın bir yıl sonra 17'sini kaybediyoruz. Beş yıl sonra yaklaşık yarısını kaybediyoruz. 10 yılın üzerinde diyalize giren hastların bütün diyaliz hastalarına oranı yüzde 5'dir. Fakat bugün başarılı bir böbrek nakli yapılmış hastaların 10 yıl sonra hayatta kalma oranı yüzde 85'dir. İşte böbrek nakli yapılma nedeni budur. Özellikle canlı nakillerin artması bu konuda önemli.

DÜNYANIN İLK BÖBREĞİNİ BAĞIŞLAYAN VE NAKİL YAPILAN İKİ KARDEŞ 60 YILDAN FAZLA YAŞADI

Canlı vericili böbrek nakli ameliyatı dünyada ilk defa 1954 yılında yapılmıştır ve ilk böbrek vericisi bundan 2 yıl önce yani ameliyattan 64 yıl sonra öldü. Onun kardeşi yani böbrek nakli yapılan kişi de ondan 2 yıl önce öldü. Yani bir böbreğini bağışlamanın insana zararı var mıdır? diye sorarsanız, "eğer bütün koşullar uygunsa, geri kalan ömründe iki böbrekle yaşamakla bir böbrekle yaşamak arasında kabaca hiçbir fark yoktur" derim. Bunun böyle olduğu binlerce çalışmayla gösterilmiş.

ATATÜRK'E KARACİĞER NAKLİ YAPILSAYDI

Karaciğer naklinin önemini size kısacık bir örnekle söyleyeyim; Atatürk'ün öldüğü 1938 yılında karaciğer nakli yapılıyor olsaydı ömrü 10-15 yıl uzardı. Eğer Atatürk 15 sene veya 20 sene daha yaşasaydı ne olurdu? Herkes kendine bunu sorsun!

Böbrek naklinin diyaliz gibi, yaşam süresini kısaltsa da bir alternatifi var ama karaciğer naklinde böyle bir alternatif yok; hasta direkt yaşamını kaybediyor. Sirozda karaciğer naklinden başka bir tedavi yöntemi yok şu an. O yüzden bu hayat kurtaran bir ameliyat ve başarılı bir karaciğer naklinden sonra hastanın tüm fonksiyonlarıyla normal yaşamına devam ettiğini görebiliyorsunuz. Her yaş grubundan, her meslek grubundan hastaya, 4 aylık bir bebeğe de karaciğer nakli yaptık, 70 yaşındaki bir hastaya da. Bu hastalar nakilden sonra normal hayatlarına devam edebiliyorlar.

KARACİĞERİN KENDİNİ YENİLEDİĞİ ANTİK YUNAN'DA BİLİNİYORMUŞ

Canlı vericili karaciğer nakli kadavradan nakilden daha zor bir ameliyattır. Verici adayı her şeyi uygunsa karaciğerinin yüzde 70'ine kadar olan bir kısmını bağışlayabilir. Kendisine yüzde 30'u kalır ama bu yüzde 30'u kendini 2-3 ay içerisinde yenileyerek eski hacmine gelir. Antik Yunan'dan günümüze gelen Prometheus Efsanesi'nde, ilginç bir şekilde karaciğerin bu özelliği vurgulanmış; Zeus, Prometheus'u bir dağın başına zincirler ve bir kartal her gün gelerek onun karnını didikler ve karaciğerinden bir parça alır. Fakat ertesi gün karaciğeri kendini tekrar yenilemiş olarak eski haline döner. Sanki o zamandan beri karaciğerin kendini yenileyebilen bir organ olduğu biliniyormuş.

YAPTIĞIMIZ İŞİN BEDELİ AĞIRDIR

Hayatım boyunca 6 bin 500'ün üzerinde organ nakli ameliyatında sorumlu olarak bulundum. Benim yaşımda bir cerrahın bu kadar yaşlı görünmesinin bir sebebi budur. Ama şunu söyleyeyim, organ nakli farklı bir dünyadır. Yıllarca diyalize giren hastaların bir süre sonra idrarları tamamen kesilir ve su içemez hale gelirler. Bu hastalar ağızlarına buz alırlar ve onu yavaş yavaş, erite erite içerler. Sonra siz bu hastaya böbrek nakli yaparsınız ve onun için günde içtiği 3-4 litre su büyük keyif olur mesela. Ya da komadaki bir karaciğer hastasına organ nakli yaparsınız bir süre sonra karşınıza tamamen normal bir insan olarak gelir. Bu işimizin en keyifli yanıdır. Ama bedeli de ağır olan bir iştir açıkcası.

Genç cerrahlara öğrencilere söylemek istediğim şu; "fazla risk almayayım, etliye sütlüye karışmayayım, cerrahiye bulaşmayayım" deyip böyle bir hayat yaşamak istiyorlarsa organ nakli yapmasınlar. Ama işlerini hayatlarının önlerine koyabilecek kadar kendilerini verebilecekleri bir iş yapmak istiyorlarsa o zaman tam da seçilecek yol budur. Çünkü organ nakli yaşantınızda başka herhangi bir şeyle çok fazla ilgilenmenize izin vermez.

ORGAN NAKLİ HAKKINDA KISA KISA

ORGAN NAKLİ NEDİR ?

Organ nakli vücutta artık görevini yerine getiremeyen hayati organların bir başka insan organı ile yer değiştirmesidir. Hayati organların fonksiyonunu kaybetmesi durumunda bir başka insan organının onun yerine nakledilmesidir.

KİMLER DONÖR OLABİLİR ?

Canlı vericili donörler dördüncü dereceye kadar hastanın akrabaları eğer evliyse eşi ve eşinin dördüncü dereceye kadar akrabaları canlı vericili donör olabilir. Onun dışında eğer aralarında bir akrabalık bağı yoksa organ nakli merkezlerinin bulunduğu illerdeki etik kurullardan onay alan ve tıbbi olarak organ bağışlamasına engel olmayan kişiler bağışcı olabilir.

Böbrek naklinde ise en uygun donör, eğer ailesinde kan grubu kendisine uyan birisi varsa bu demin bahsettiğim grubun içine giren en uygun donör bunlardır. Eğer yoksa ölen birinden kadavra bekleme listesi dediğimiz ulusal bir bekleme listesine yazılmaları gerekir. Kendilerine uygun organ bulunduğu zaman beyin ölümü olmuş kişiden nakil yapılabilir.

BİR KİŞİ 9 KİŞİYE UMUT OLABİLİR

Bir kişi organlarını bağışlayarak, karaciğer, iki böbrek, pankreas, eğer uygunsa kalp, akciğer ve iki korneası, eğer yine uygunsa ve yapılabiliyorsa ince bağırsakları ile 9 kişiye umut olabilir.

NAKİL AMELİYATI RİSKLİ Mİ ?

Canlı vericili böbrek ameliyatlarında ölüm oranı 30 binde 1'dir. Yani trafik kazası geçirip ölme riskiniz neyse bu ameliyattada o kadar. Canlı vericili karaciğer ameliyatlarında ise ölüm riski 3 binde 1. Rapor edilen, Türkiye'de şu ana kadar 6-7 tane ölüm vakası var. Canlı vericili nakillerde bu riskler çok daha düşüktür. Bir fıtık ameliyatında ölüm riski neyse canlı vericili organ nakillerinde ölüm riski o kadardır.

ORGAN NAKLİNDEKİ YANLIŞ İNANIŞLAR

Yaşarken bağışlanabilecek organlar sadece böbrek ve karaciğerin bir kısmıdır. Bir böbreğini ya da karaciğerini bağışlayan insanların yarım insan olarak kalacakları inanışı en yaygın inanıştır. Bunun dışında bu insanların sonraki hayatlarında değişik hastalıklara yakalanma risklerinde artış olduğu yanlış bir inanıştır. Verici ameliyat risklerinin çok yüksek olduğu çok yanlış bir inanıştır. Yaş olarak 65 yaş üzeri organ bağışlayamaz diye bilinir eğer organ sistemlerinde bir sorun yoksa bu kişilerde 65 yaşın üzerinde dahi olsa organ bağışlayabilir. Bu da yanlış bir inanıştır.

NASIL BAĞIŞÇI OLUNUR ?

Bağışçı olmak için önce en yakınlarına hayatlarını kaybettikten sonra beyin ölümü gerçekleşirse eğer organlarının bağışlanmasının istediğini beyan etmelidir. Bunun dışında Sağlık Bakanlığı'na ait sağlık müdürlüklerinde ya da üniversite ya da kamu hastanelerinde bulunan organ bağış bürolarında bulunan kartları doldurmak.

Kaynak : Eser AKGÜL (SÖZCÜ)

Yorumlarınız


Haberin okunma sayısı : 477
Önemli not: diyalizmerkezleri.org, siteye alınan haberlerin içeriği hakkında sorumluluk kabul etmez. Haberi orjinal kaynağından yargı yolu ya da karşılıklı rıza sonucu kaldırtmışsanız, sitemize başvurarak haberin sitemiz içeriğinden de kaldırılmasını sağlayabilirsiniz. Haberlerde gizli reklam bulunması olasılığı vardır.

Diğer Haberler